Gdo-Bölüm 3
5. GDO’NUN OLUMSUZ ETKİLERİ
5.1. Çevre, biyolojik çeşitlilik ve ekolojik dengeye etkileri
GDO’yla ilgili en önemli kaygılardan biri; aktarılmış genlerin doğal bitki türlerine atlayarak, bulundukları çevredeki doğal türlerde genetik çeşitlilik kaybına neden olmaları ve yabani türlerin doğal yapılarında sapmalara neden olarak, ekosistemdeki tür dağılımını ve dengeleri bozmalarıdır. Türkiye’de GDO konusunda en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan birisi de budur. Türkiye, biyolojik zenginlik bakımından çok şanslı bir ülkedir: 11 bin bitki türümüzden 2 bin kadarı, başka hiçbir yerde bulunmayan türlerdir. Tüm Britanya Adalarında toplam 2 bin, tüm Avrupa’da 11.500 bitki türü olduğunu düşünecek olursak, ülkemizin zenginliği daha iyi anlaşılmaktadır. Yerel çeşitler ve yabani türler ekonomik değeri olan bitki ve hayvanların gen rezervi durumundadır. Herhangi bir tür için yapılan ıslah çalışmalarında bu türler kullanılır. Örnek verecek olursak: 1970’te ABD’de mısır ekim alanlarında rastlanan bir pas hastalığı tüm ürünün %15’inin kaybedilmesine ve 2 milyar dolarlık maddi zarara yol açmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda Meksika’da bulunan yerel bir mısır çeşidinde bu hastalığa dayanıklı genler keşfedildi ve bu genlerin melezleme yoluyla diğer mısır çeşidine aktarılmasıyla bir sonraki yılın ürünü kurtarılmıştır.[33]
5.2. Sağlık açısından risk ve tehditleri
GDO’ların insan ve hayvan sağlığı açısından doğurduğu risk ve tehditler; yatay gen transferi, alerjiler, antibiyotiklere direnç, toksin birikimi ve doğurduğu metabolizma değişikleri ile tanımlanabilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda DNA alımından 48 saat sonra fare karaciğerinde DNA sindirimi saptanmış olup (Schubert ve diğerleri, 1997), GDO’lu mısırla beslenmiş tavuklarda ise DNA’nın tamamen sindirilmiş olduğu (Chamber ve diğerleri, 2002) görülmüştür. GDO kökenli yiyecek alerjilerine inek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz mahsulleri, soya, fıstık ve buğday alerjisi örnek olarak verilebilir. Soya alerjisi en çok rapor edilen alerji grubunu oluşturmaktadır.
5.3. Ülkelerin sosyo – ekonomik yapılarına etkileri
GDO teknolojisi, “yaşamı patent altına alma esasına” dayanmaktadır. Birkaç gen aktarılan “yeni çeşit” canlılar, firmaların mülkiyetine girmekte ve tohumlar kendini yeniden üretememektedir. Böyle tohumlara “Terminatör” tohum denmektedir. Bu teknolojinin amacı, GDO’lu tarım yapan çiftçilerin patent ücretlerini düzenli ve eksiksiz ödemelerini sağlamaktır. Bu teknolojide önce tütün tohumlarına sonra da başka bitkilerin tohumlarına yeni genler eklenmekte, fakat bir kimyasal madde ile spreylenmediği sürece bu yeni “sürüm” tohumlar, kısır kalmaktadırlar. Daha sonra şirketin görevlileri gelip, o tarlayı kimyasal madde ile spreylemekte ve bloke edici anahtar kapandığı için, tohum tekrar doğurgan hale gelmektedir. Bu yöntemle, hem tohum satılmakta, hem de sprey böylece kâr üstüne kâr elde edilmektedir. GDO, Tekelleşme ve sosyo-ekonomik bir sorundur, çünkü; üretilen bitki tohumları patentlenmektedir. Monsanto, DuPont ve Syngenta Dow gibi biyoteknoloji devleri GDO ürün piyasasını ellerinde tutmaktadırlar. Pastanın en büyük dilimi ise (yaklaşık %90) Monsanto’ya aittir. Bu şirketler yalnızca tohumları patentlemekle kalmayıp, zirai mücadele ilacı üreten firmaları da satın almakta ve bu alanı da tekelleştirmektedirler. Ayrıca oluşturdukları lobilerle hükümetler ve birebir çiftçilerle de anlaşmalar yaparak yalnızca daha fazla kar amacı güden taleplerinin karşılanmasını sağlamakta ve kendilerine bağımlı hale getirmektedirler.[33]
6. ÇEŞİTLİ GRUPLARIN KAYGILARI; DİNİ, KÜLTÜREL VE ETİK KAYGILAR
Hayvan hakları grupları, hayvanlarla yapılan genetik mühendisliğinin ve klonlamanın her şekline ve araştırmalarda hayvan kullanımına şiddetle karşı çıkmaktadırlar [2]. Organik tarımcılar ise etiketleme olmamasından dolayı GDO gıdaların organik gıdaları örteceğinden ve insanların organik gıdalara ulaşmasının güçleşeceğinden korkmaktadır [2]. Bazı insanlar, tüketici seçme hakkının ihlâli, GDO’ların doğal benzerlerinden ayırt edilememesinin yanı sıra kişisel, etik, kültürel ve estetik sebeplerle GD gıdalara karşı çıkmaktadır. Genetiği değiştirilmiş ürünler bazı inanışlarda etik sorunlara da neden olmaktadır. Örneğin; Müslümanlar, Hindular ve Yahudiler gibi bazı inanç grupları, içinde böcek, hayvan ve insan geni olan meyve ve sebzelerden uzak durmak istemektedirler.
7. SONUÇ
GDO yeni ve kapsamlı etkileri olan bir teknolojidir ve risklerinin bilimsel olarak belirlenebilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Burada sorulması gereken temel soru dünyanın bu ürünlere ihtiyacı olup olmadığıdır. GDO ilk olarak kaliteli ve ucuz gıda üretimi, dünyadaki açlığın önlenmesi, çevre kirliliğinin azaltılması ve gıdaları genetik olarak vitaminlerle takviye ederek beslenme yetersizliklerine çözüm bulmak vb gibi güzel söylemlerle ortaya çıkmıştır. Şu anki duruma bakılırsa GDO için vaat edilen hiçbir sav gerçekleşmemiştir. GDO ürünler kesinlikle daha kaliteli ya da daha ucuz değildir. Bu tür ürünler, piyasaya yerleşene kadar bir pazarlama tekniği olarak diğerlerinden daha ucuza satılabilir, ancak tüketimin artması, üretimin artmasına ve aynı zamanda patent hakkı dolayısıyla dayatılan bağımlılığın da artmasına neden olacağından bu ürünlerin sonrasında da aynı ucuzlukta olacağını ummak oldukça iyimser bir tutumdur.
KAYNAKLAR
1. Zülal, A., Gen Aktarımlı Bitkilerin Geleceği, Bilim ve Teknik, 388, 92-94, 2000.
2. Uzogara, S.G., The Impact of Genetic Modification of Human Foods in The 21st Century, Biotechnology Advances, 18, 179-206, 2000.
3. Cellini, F., et al., Unintended Effects and Their Detection in Genetically Modified Crops, Food and Chemical Toxicology, 42, 1089-1125, 2004.
4. International Service for the Acquisition of Agri-Biotechnology Applications , http://www.isaaa.org, July 2005.
5. Study, Strong Growth for Biotech Crops, European Biotechnology Science&Industry
News, 4 (1-2), 5, 2005.
6. Kıyak, S., Genetik Olarak Değiştirilmiş Gıdalar, Cartagena Biyogüvenlik Protokolü ve Türkiye’de Durum (1), Çevreye Genç Bakış, 4, 14-22, 2004.
7. Kıyak, S., Genetik Olarak Değiştirilmiş Gıdalar, Cartagena Biyogüvenlik Protokolü ve Türkiye’de Durum (2), Çevreye Genç Bakış, 5, 1-20, 2004.
8. Kıyak, S., Genetik Olarak Değiştirilmiş Gıdalar, Cartagena Biyogüvenlik Protokolü ve Türkiye’de Durum (3), Çevreye Genç Bakış, 6, 1-13, 2004.
9. Yanaz, S., Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) Konusu ve Cartagene Biyogüvenlik Protokolü, T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Dergisi, http://www.dtm.gov.tr/ead/DTDERGI/nisan2003/genetik.htm, 2003.
10. Ahmed, F.E., Detection of Genetically Modified Organisms in Foods, Trends in Biotechnology, 20 (5), 215-223, 2002.
11. Whitney, S.L., et al., “This Food May Contain…” What Nurses Should Know About Genetically Engineered Foods, Nursing Outlook, 52 (5), 262-266, 2004.
12. Tüysüzoğlu, B.B, et al., Türkiye’de GDO, Bilim ve Teknik, 443, 36-43, 2004.
13. European Comission, European Comission Approves Monsanto’s GM Maize NK603 for Food Use, European Biotechnology Science&Industry News, 3 (11), 8, 2004.
14. European Union, Study Sheds Light on GM Acceptance, European Biotechnology Science&Industry News, 4 (1-2), 8, 2005.
15. Günaydın, G., GDO: Ne’dir O?, Popüler Bilim, 130, 32-36, 2004.
16. Gözükırmızı, N., Bitkilere Gen Transfer Yöntemi ve Transgenik Analizleri, http://www.istanbul.edu.tr/fen/mbg/Bitkilere%20Gen%20Transfer%20Yontemleri.htm, 2005.
17. Hemmer, W., Foods Derived from Genetically Modified Organisms and Detection Methods, BATS, http://www.bats.ch , 2005.
18. Topal, Ş., Genetik Değiştirme İşlemleri ve Biyogüvenlik, Buğday, 26, http://www.bugday.org, 2004.
19. Zülal, A., Gen Aktarımlı Tarım Ürünleri, Bilim ve Teknik, 426, 38-43, 2003.
20. Genetically Modified Organisms (Online Textbook), http://www.learner.org/channel/courses/biology/textbook/gmo/gmo_1.html , 2005.
21. Turgut-Balik, D., et al., Cloning and Sequence Analysis of Lactate Dehydrogenase Gene from Human Malaria Parasite Plasmodium vivax, Biotechnology Letters, 26, 1051-1055, 2004.
22. Arda, M., Biyoteknoloji (Bazı Temel İlkeler), KÜKEM Derneği Bilimsel Yayınları No:3, Ankara, 1995.
24. Hails, R.S., Genetically Modified Plants-The Debate Continues, TREE, 15 (1), 14-18, 2000.
25. Genetik Modifiye Organizmalar, “Avrupa Ülkelerine Yaş Meyve Sebze İhracatının Artırılması Projesi” Çalışma Grubu, http://www.aib.org.tr/html, 2005.
26. Kuiper, H.A., et al., Concluding Remarks, Food and Chemical Toxicology, 42, 1195-1202, 2004.
27. Van Den Eede, G., et al., The Relevance of Gene Transfer to The Safety of Food and Feed Derived From Genetically Modified (GM) Plants, Food and Chemical Toxicology, 42, 1127-1156, 2004.
28. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara Hayır!, GDOya Hayır Platformu, http://www.gdoyahayir.org/makaleler.html, 2005.
29. Einspanier, R. et al., The Fate of Forage Plant DNA in Farm Animals: A Collaborative Case-Study İnvestigating Cattle and Chicken Fed Recombinant Plant Material, European Food Research and Technology, 212, 129-134, 2001.
30. Schubbert, R. et al., Foreign (M13) DNA Ingested by Mice Reaches Peripheral Leukocytes, Spleen, and Liver Via The Intestinal Wall Mucosa And Can Be Covalently Linked To Mouse DNA, Proceedings of The National Academy of Sciences of The United States of America, 94, 961-966, 1997.
31. Fagan, J.B., Genetically Engineered Food-A Serious Health Risk., http://www.netlink.de/gen/fagan.html, 2005.
32. Terminator Technology for Transgenic Crops, Virginia Cooperative Extension, http://filebox.vt.edu/cals/cses/chagedor/terminator.html, 2005.
33. http://www.geocities.com/nisanbir/gdo.html
34. http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=473&tipi=24&sube=0
35. http://www.antimai.org/mkl/nykizilcik1.htm
36. http://www.gdoyahayir.org/yayinlar/yayin_01.htm
37. http://www3.omu.edu.tr/ziraatdergisi/web_pdf/21(2)/21(2)249-260.pdf
38. http://www.biyoteknoloji.gen.tr/yayinlar/bitkileregentransferitekniklerimbZYMBD1999.pdf
gdo, genetiği değiştirilmiş organizmalar 
Kategori: 
26/12/2008